Le Relais de Venise – Paris

Lezzetli bir akşam yemeği için şehrin bir ucuna üşenmeden gidenlerdenseniz; mutlaka buraya uğramanızı tavsiye ediyorum. Zaten Paris denince akla gelen etlerin başında antrikot geliyor her ne kadar çoğu kişi bunu çok turistik bulsa da!

Le Relais de Venise Paris’in Porte Maillot bölgesinde yer alıyor. Masalar biraz sıkışık nizam yerleştirilmiş ve dekorasyon sanırım açıldığı 1960’lı senelerden beri değiştirilmemiş.Menüsü olmayan ama pek ilgili(!) garson hanımları olan bir yer burası.

Devamını oku»

Les Deux Magots – St Germain des Pres – Paris

Woodly Allen’in “Midnight in Paris/ Paris’te Gece Yarısı” filmini izlemişsinizdir. Filmi izlerken bu yazıyı yazmam gerektiğini anladım. Hemingway’in genç ve hızlı zamanlarındaki sahnelerinde hep ‘takıldıkları’ cafe olan Les Deux Magots’u o zamanlara uyarlanmış hali ile görüyoruz. O zamanlara uyarlanmış demem yanlış belki de çünkü şu anda bile Cafe’ye adım atar atmaz kendinizi film setinde gibi hissedebiliyorsunuz.

Devamını oku»

Brasserie du Louvre – Paris

Şu sıra İstanbul’un bu güneşli ve temiz havası bana hiç durmadan sokaklarda yürüme isteği veriyor. Ancak acı bir durum var ki kendimde fark ettiğim yurtdışında nerede olursam olayım sabahın köründen gece yarılarına kadar hiç durmadan, yorulsam da şikayet etmeden haldır haldır yürürüm. Ancak iş İstanbul’a gelince nedense bir tembellik çöküyor üzerime ve yürümeyi bırakın merak edip gitmeyi sürekli ertelediğim yerler listem uzadıkça uzuyor.

Devamını oku»